Translate

26 Ağustos 2014 Salı

Alçaklığı islam şalıyla örtmeye çalışan TURUVALILAR

Alçaklığı islam şalıyla örtmeye çalışan TURUVALILAR
Kerkük ve Türkistan da katledilen Türkmen kardeşlerimizin sesini duyan var mı?
"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, AKRABAYA yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” Nahl, 16/90

Milli Mücadelenin Zafere Giden Yolu

Milletimizce çok önemli başarıların ve zaferlerin kazanıldığı tarih sayfalarında zaferler ile taçlandırılmış Ağustos ayı 1922 yılında bir başka önemliydi.

Bir Milletin yok olmamak için aklınıza gelebilecek bütün yoklukları ile verdiği var oluş mücadelesini yaşamaktaydı.

"30 Ağustos Biz Türklerin ve İnsanlığın en büyük bayramlarından biridir." diyor Nazım haksız mı...

Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Halkı, sömürgeciliğe karşı başarılı olabilmenin yolunu açmış ve hürriyeti için, istikbal için bir milletin tek yürek tek bilek hareket etmesi gerektiğini dünyaya göstermiştir.

Türk bağımsızlık harekatının mihenk taşı niteliğindeki Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muhabereleri ile tarihe bir daha silinmemek üzere adını yazdıran yüce Türk Milleti yokluk içinde ve tüm olumsuzluklara rağmen tek bir hedef için bir araya gelmiş, bile bile ölüme yürümüştür.

Ölüme yürüyen bu aziz milletin yaptıkları savaşı kazanmaktan başka ihtimalleri bulunmamaktaydı, daha doğmamış torunları için bu mücadeleden zaferle ayrılmak zorundaydılar.

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde çok değerli şahsiyetler ile birlikte zafer yolunda olağan üstü mücadele eden Milletimiz bugün bizlere hürriyetimizi yaşama imkanı vermişlerdir.

15 gün içinde 450 km yolu yaya olarak yürüyerek ve düşmanla mücadele ederek zafer kazanan Türk Ordusunun İsimsiz Kahramanlarının Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk kazanılan bu büyük zafer için şöyle diyor;
"Unutulmamalıdır ki genç Türkiye Cumhuriyetinin temelleri burada atıldı, ebedi hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçan Şehit ruhları Devletimizin ve Cumhuriyetimizin ebedi muhafızları dır." vtk




7 Ağustos 2014 Perşembe

PAYAS KÜL DEPOSU OLACAK

Payas'ı Bekleyen Büyük Tehlike

Eşsiz bir tarihe ve tarihle bütünleşmiş doğaya sahip olan Payas yakın zamanda bölgemizde İskenderunsınırları içerisinde kurulan 2 Termik santralin endüstriyel atık (kül) depolama alanı olacak.

Turizm ve Kültürel yatırımların yapılması düşünülen tarih ve doğa zengini Payas'ın dağları, faaliyete geçecek olan termik santrallerinin KÜL DEPOSU haline getiriliyor.

Payas halkından gizlenen bu vahşete, kül deposu için düşünlen 700.000 m2 lik alanda ağaç katliamı yapılarak başlandı. Depo alanı olarak planlanan yerlerde ağaçlar kesiliyor küller için yer açılıyor.

Toplamda 700.000 m2 lik alana  9.600.000 m3 kül doldurularak Payas'ın akciğerlerinde depolanacak.

Bu endüstriyel atıkların depolanması ile Payas akciğerlerini yani doğal zenginliklerini kaybedecek. Sadece dağlarındaki doğal bitkileri kaybetmekle kalmayacak, Payas çayı vasıtası ile bu küller şehrin ortasından akarak çay boğazında denizle buluşarak geçtiği her yeri yok edecek.

Payas sahili ve eşsiz deniz canlıları yok olacak.
Ve tüm bunlar Payas da yaşanırken bu termik santrallerinin Payas'a en ufak bir olumlu katkısı olmayacak.

Payas'da yaşayan bir grup gencin fark ettiği ve depoları engelleme mücadelesi verdiği  bu katliam senaryosuna tüm Payas halkı dur demeli ve doğal zenginliğin yok olmaması için mücadele etmeli.

Bugünlerimiz için değil yarınlarımız için Payas'ı koruyalım....

PAYAS HALKI BİR AÇIKLAMA BEKLİYOR BU SANTRALLERDEN KİM SORUMLUYSA PAYAS HALKINI BİLGİLENDİRMELİ VE BİR AÇIKLAMA YAPMALI......






4 Ağustos 2014 Pazartesi

Dün "canım" olan yarın "düşmanım" olmaz benim...

Dün "canım" olan yarın "düşmanım" olmaz benim...
Yaşananların hatırı hep saklı kalır Hatırları sorulur selamları hep alınır...
"SİLDİKLERİM" vardır bir de ! Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır Adları anılmaz hatırları sorulmaz sadece beddualarımdır...
Vicdanla birlikte... "ŞEREF" ararım ben sevdiklerimde;
Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim... Zaman gelir "ŞEREFSİZLERİ" de severim...
Her yerde gözüm kulağım vardır benim "Eksik söylemek yalan söylemek değildir !" mantığındaki Beni değil kendini kandırır yalnızca...
Bilmezden gelişlerim aptala yatışlarım Kaybetme korkumdan değil karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır...
"inkar" olmaz benim hayatımda... Yaşananı "YAŞANMAMIŞ" saymam Sayanlarıda SAYMAM...
Kelimelere sığmaz SAYFALAR SÜRER BENİ ANLATMAK
Ama ne kadar anlatılırsa anlatılsın; YAŞAYAN BİLİR BENİ... YAŞAMAYAN ANLAMAZ...
Ağırdır sevmelerim Her "YÜREK" taşıyamaz... Büyüktür umutlarım Her "OMUZ" kaldıramaz...