Translate

28 Eylül 2014 Pazar

Mahlukat-ı farika,

Ey İnsan suretine dönüşmüş
Mahlukat-ı farika,

Unutma sana da ölüm var!....
senden öncekilere olduğu gibi.

Firavunlaşmış ruhun
dikenlere takılmış ipek gibi çıkacak bedeninden.

Unutma sana da ölüm var!....
senden öncekilere olduğu gibi.

vtk


23 Eylül 2014 Salı

Kapılarımız Herkese Açık mı?

Türkiye Cumhuriyeti merhameti bol, gönlü toprakları kadar geniş bir ülkedir. 


Mazlumlara ve masumlara her zaman kucak açan ülkemiz 80 lerde Bulgaristan'dan kaçan soydaşlarımıza kucak açtı, daha sonraları Afgan mültecilerimiz oldu. Takip eden yıllarda peşmergelerden ve Saddam dan kaçanlara açtık kapılarımızı. 


Yardım severliğimiz bunlarla da bitmedi tabi ki, Esad zulmünden kaçan suriyeliler yabancılık çekmeden yaşar oldu ülkemizde. 


Bitmek bilmeyen suriyeli mültecilerimize birde ışid teröründen kaçan kürtler eklendi ve sınırlarımız hiç olmadığı kadar açıldı sonuna kadar. 


Acaba açıldı mı sınır kapılarımız tüm mazlumlara zulümden terörden kaçanlara.... 


Kapılarımız herkese her yurt arayana açık, tek bir istisna ile soydaşımız aynı zamanda dindaşımız ve kardaşımız olan TÜRKMENlere kapalı. 


Işid terörü ile Esad zalimi ile Irak çapulcuları ile ülkemizi temsil etsinler diye kapattık kapılarımızı soydaşlarımıza. 


Ne kadar acı verici, tarifsiz bir ruhsuzluk. 

Söylenecek yazılacak o kadar çok şey var ki ne kalemin ne de dilin hükmü yetebilir. 


16 Eylül 2014 Salı

Demokrasinin idam edildiği gün

1950 yılında gerçekleşen seçimlerle iktidara gelen Adnan Menderes, ekonomiden dış politikaya, dini özgürlüklerden toplumsal reformlara kadar pek çok alanda attığı adımlarla hatırlanır. 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında yapılan hukuksuz yargılamalar sonucunda Menderes, 17 Eylül 1961’de İmralı adasında saat 14:30’da idam edilirken, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idamları da 16 Eylül günü saat 02.00’de gerçekleşmişti.

53 yıl önce gerçekleşen idamlar Anadolu insanın bağrında bir yara olarak tap taze durmaktadır.



11 Eylül 2014 Perşembe

İdealist Gençliğin Yok Edilmesi 12 Eylül 1980

"Kaybolan devlet otoritesini, yeniden tesis etmek için yönetime el koymak zorunda kalınmıştır."

12 Eylül sabahı her şey Kenan Evren'in bu sözleriyle başladı. Aslında bu söz bile nasıl bir oyuna alet edildiğimizi göstermekteydi.
12 Eylül günü yeni Türkiye'nin inşaatına başlanmıştır. 12 Eylül gününe kadar gelinen süreçte yıllar içerisinde birçok müdahaleler ve huzur ortamının bozulması için kargaşalar çıkartılmış aslında hiç bir sorunu olmayan halk bir birine öldürtülmüştür.

Amerika merkezli bu müthiş senaryo tıkır tıkır işletilmiş ve maalesef Türk halkı kullanılan yöneticiler vasıtasıyla katledilmiştir.

Mesele ne sağ ne sol meselesidir.
Birbirini öldürenlerle işkence görenler aynı kişilerdi, doğruyu savunanlarla yanlış yapanlarda aynı kişilerdi. Peki neydi sorun, neden bu insanların gözünü kan bürümüştü?

İşte tamda bu noktada devreye giren büyük ağabeyin istekleriydi. Türkiye büyüyordu, özgür oluyordu ve en önemlisi 2000 li yılların süper gücü olacaktı. Bunu istemeyen Amerika 12 Eylül'ü devreye soktu.

Son İdealist Gençler
12 Eylül sürecinde bir birine kırdırılan gençlerimiz ülkemizin  umuduydu, Atatürk'ün yetiştirdiği gençlerdi.
Dünyaya hakim bir Türkiye'nin yöneticileri olacak son İdealist gençlerdi onlar. Ve büyük ağabey onların yok olmasını emretti.

Türkiye 12 Eylülde geleceğini yok etti...

İdam sehpasına çıkan 20 yaşındaki gençler idealleri uğruna can verdi. 80 sonrasında yetişen gençler ise nasıl alemlerde anlatmaya gerek yok.

Bugün hangimiz bir Necdet Adalı, bir Mustafa Pehlivanoğlu olabiliriz?
80 sonrasında yetişen ve yetiştirilen hangi genç onlar gibi öleceğini bile bile ideallerinden vazgeçmeden işkencelere dayanıp idam sehpasına başı dik gidebilir.

12 Eylül ne sağdı ne sol, 12 Eylül idealist gençliğin katliamıydı...

vtk