Translate

10 Haziran 2014 Salı

Oyunun adı "Bir Taşla Birkaç Kuş Vurma"

Nede güzel demiş Arif Nihat Asya, içimizdeki o coşkun milliyetçilik değerini betimlemiş.

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, 

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, 
Işık ışık, dalga dalga bayrağım! 
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. 

Sana benim gözümle bakmayanın 
Mezarını kazacağım. 
Seni selâmlamadan uçan kuşun 
Yuvasını bozacağım. 

Ülkemiz iki kutba ayrılmış durumda, hiçbir bahanenin ve hiçbir gerekçenin kabul edilemeyeceği Bayrağımıza yapılan saygısızlık ülkemiz üzerine oynanan oyunlardan biri ve en adisi.

Senaristler yazmış oyunu. Oyunun adı bir taşla birkaç kuş vurma oyunu terör örgütü mensupları son bir aydır sürekli bir hezeyan içerisinde yolları kapatmakta belirli yerlerde gösteri yapmakta, açılım veya kapalım bahane bunun nedeni hint keneviri hasadı olabilir mi acaba.
Bu fütursuzca yapılan eylemlerin sonuncusu namahreme el uzatmak oldu. Değersiz yaratık topluluğu askeri üste girip Şanlı Bayrağımıza el sürdü.
Bana öle geliyor ki bu izlediğimiz filmin en can alıcı sahnesi ve altın vuruşu.

Bayrak direğine tırmanan o değersiz yaratık bu cesareti nereden aldı? şunu çok iyi biliyoruz o toplum tabiatı gereği korkak basiretsiz ve düşüncesiz bir toplumdur. Direğe çıkan kişi bence fedaidir. kimin fedaisi bilemem ama önümüzdeki günlerde yaşayacağımız siyasi manipülasyonların hizmetkarı olduğu açık.

O kirli eller kırılmalı mı evet hemde en acımasız şekilde. Senaryo gereği o ortamda bulunan kolluk kuvvetleri yapılması gereken tek şeyi yapamadılar. Nedeni gün gibi açık emir izleme noktasındaydı. Rolleri görevden alınarak ve disiplin cezasıyla son bulacak. 

Ha şu da var eğer vurulsaydı o değersiz, sonuç ülke genelinde yapılacak gösteriler taşkınlıklar kürt ayaklanmaları olacaktı.
Vurulmadı! sonucu terör üzerinde gidilmesinin haklı bir bahanesi ortaya çıkarıldı, ve siyasi olarak milliyetçi düşünceler cezbedilmeye başlanacak.

DİKKAT!!!
Oynanan bu oyunla huzur içerisinde yaşamak isteyen ülkemin insanları kargaşaya çekilmek isteniyor. Galeyana getirilip Vatan Millet Sakarya duygusu ile meydanlara sürükleniyor değeri olan insanlar. 
Lütfen dikkatli ve sağ duyulu olalım ne gaza gelip yıkalım nede suspus olalım.

vtk.















9 Haziran 2014 Pazartesi

Bu Yıl Babalar Günü Olmasın



Bir insan babasını kaybettiğinde büyür, hayatın gerçekleriyle yüzleşir.
Babanızı kaybettiğinizde anlarsınız sorumluluğun ne demek olduğunu. Babanız olmadığında anlarsınız dünyanın yükünün sırtınıza bindiğini.
Bir çocuk babasız kaldığında büyür.

Bu yıl 432 çocuk Babasız kaldı hemde bir lokma kara ekmek uğruna.
Bu yıl SOMA'da 432 çocuk büyüdü.
Çocuklukları alınan, SOMA Faciasını yaşayan, büyümek zorunda kalan 432 çocuk için, onların anneleri için bu yıl babalar günü olmasın.

"Acılar paylaştıkça hafifler"
Acıyı iliklerine kadar yaşayan kardeşlerimizi unutmayalım. Acılarını bir nebzede olsa bizde paylaşalım.
Varsın kutlanmasın kapitalizmin alışveriş çılgınlığında yapılan bu güzide gün.
2014 yılı babasız bir yıl olarak kalsın herkes için.

 vtk

4 Haziran 2014 Çarşamba

Hepimiz Emrinizdeyiz Paşam



Hepimiz Emrinizdeyiz Paşam
Mustafa Kemal tutuklanmayı beklemektedir. Karabekir Paşa odaya girerek Mustafa Kemal Paşa’yı saygıyla selamlar ve şunları söyler:
“- Kumandamda bulunan zabitan ve efradın hürmet ve tanzimlerini arza geldim. Siz bundan evvel olduğu gibi bundan böyle de muhterem kumandanımsınız. Kolordu komutanına mahsus araba ile maiyetinize bir takım süvari getirdim. Hepimiz emrinizdeyiz.”
Mustafa Kemal Karabekir’in boynuna sarılarak bu eski arkadaşını birkaç kez öper. Kurtuluşun yıldızı o gün Erzurum’daki tarihi konakta parlamıştır. Bu olaydan sonra da Kâzım Karabekir ile Mustafa Kemal arasındaki haberleşme düzenli olarak devam etmiştir.
10 Temmuz’da toplanan Erzurum Kongresi’nin Türk Milli Mücadelesindeki yeri ve önemi çok büyük olmuştur. Bu kongrenin Temsil Heyeti’ne seçilen Karabekir, Sivas Kongresi çalışmalarını da yakından takip etmiş ve kongrenin aldığı kararları desteklemiştir.
Milli Mücadele hareketi boyunca Edirne Milletvekili ve Doğu Cephesi Komutanı olarak görev yapmıştır. 1920’de Ermenilerce işgal edilen doğu illerini geri aldıktan sonra 31 Ekim 1920’de Ferikliğe (Korgeneralliğe) yükseltildi. 2 Aralık 1920’de Ermenilerle Gümrü anlaşmasını imzaladı. Rus ve Kafkasya Hükümetleri ile yapılan Kars Antlaşmasına ait görüşmeleri Ankara Hükümeti Murahhas Heyeti Başkanı olarak başarıyla sonuçlandırdı.
Doğudaki başarının ardından Batı Anadolu’daki Orduların başarılarını sağlamak üzere, doğudaki ordunun büyük kısmının askeri güç ve mühimmatını Mustafa Kemal’in ordusuna sevk etti.
Karabekir doğuda bulunduğu sürece yalnız askeri ve siyasi alandaki eğitim sahasında da çok büyük hizmetler yapmıştır. Ermenilerce katledilen ailelerin yetim yavrularına gerçek bir baba olmuş 4000 Erkek 2000 Kız evladı sefaletten kurtarmış ve vatana faydalı meslek sahibi bireyler haline getirmiştir. Çocukların eğitiminin yanı sıra halkın eğitimi ile de uğraşmıştır. Erzurum ve Sarıkamış’ta okullar kurmuştur.
21 Kasım 1923′de “Milli Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı” görülenlere verilen yeşil ve kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

3 Haziran 2014 Salı

Kurt ve Çakalın Hikayesi

Kurt bir gün dolaşmaya çıkar yolda Çakala rastlar…
Çakal halsiz yorgun yatmaktadır...
Kurt çakala sorar ne oldu nedir bu hal...
Çakal, Kurt kardeş açlıktan ölüyorum bana yardım et…
Kurt bunun üzerine Çakala takıl peşime der...
Bir süre gittikten sonra çayırda bir at sürüsüne rastlarlar...
Kurt, Çakal’a döner…
Çakal gözlerime bak gözlerimden ateş çıkıyor mu der...
Çakal bilmiyorum abi deyince, Kurt Çakal’a bir tokat atar gözlerinden ateş fışkırıyor diyeceksin der...
Çakal tamam abi gözlerinden ateş fışkırıyor diye cevap verir...
Kurt tekrar sorar çakal tüylerim diken diken oldu mu der...
Çakal bilmiyorum abi deyince tekrar tokat’ı yer ve tüylerin diken diken oldu diyeceksin der Kurt...
Çakal tamam abi tüylerin diken diken oldu der...
Nihayetinde Kurt At sürüsüne dalar ve oradan bir tay kapar çakala bırakır ardında çeker gider...
Karnı doyan Çakal havalı havalı dolaşmaya çıkar yolda karşısına tilki çıkar...
Tilkide aç susuz yatmaktadır...
Çakal sorar tilki kardeş ne oldu.
Tilki cevap verir çakal kardeş açım ve ölüyorum…
Çakal hemen takıl peşime der...
Doğruca çayıra at sürüsüne giderler...
Çakal tilkiye sorar ulan tilki gözlerimden ateş fışkırıyor mu?
Tilki cevap verir bilmiyorum abi...
Çakal bir tokat çeker ve gözlerinden ateş fışkırıyor diyeceksin der...
Tilki tamam abi gözlerinden ateş fışkırıyor der...
Çakal tekrar sorar ulan tüylerim diken diken mi?
Tilki bilmiyorum abi deyince çakal tekrar tokatı atar ve tüylerin diken diken oldu diyeceksin der...
Tilki tamam abi der tüylerin diken diken...
Nihayetinde çakal kurt gibi at sürüsüne dalar ama bir anne at çakala bir çitme atar ki çakal iki seksen uzanır...
Tilki hemen çakalın yanına gelir ne oldu çakal der...
Çakal cevap verir ya tilki kardeş kurtta aynısını yaptı ve bir tay kaptı geldi...

Tilki çakala gülümser ve derki "ulan çakal sen çakalsın o kurt sen çakal doğdun çakal kalacaksın kurt ise kurtluğunu yapacaktır...
Nerede görülmüş çakalın kurt olduğu yer", der...