Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Genetik Facia

Genetik Facia Genetiği ile oynanmış gıdaları gördük hatta alıştık onlara fakat genetiği ile oynanmış insan türüne alışamadık daha. Bu nasıl bir türdür arkadaş, ar damarı bu türde bulunmaya utanmış. Vefasızlık bu türün damarlarında dolaşan kan olmuş, ihanet kalp atışlarının yerini almış. Menfaat bunların gıdaları, Karaktersizlik nefesleri olmuş. Eskiden her devrin adamları vardı, mumla arar olduk onları. Her başarıda ellerinde çanakla dolaşan GDO 'lu İnsan türümüz var artık. Bu türün genetik yapısını çözmede Tıp yetersiz kalmıştır. Omurgasız olarak nitelenen bu tür menfaatleri için ne yasa dinler ne din, nede vefa onlar için önemlidir. Bu türün genetik değişiminde damarlarına ihanet enjekte edilmiştir. Hiç bir mücadelede zerrece emeği olmayan bu türün başarıda en ön saflarda olması şaşırtmıyor artık en arkada bulunan emekçileri. Ey! GDO'lu Tür İnsanoğlu senin farkında dün ve bugün yaşadın fütursuzca bundan sonra yaşayamazsın dostların, ahde vefanın arasında. vtk...

YASAK....

YASAK.... Dünya Tarihinde herşey bir yasakla başladı. Yasaklar, insanın bu Dünya’da varoluş sürecinin başlangıç noktasıdır. Yasak meyveyi yiyen Adem ve Havva, cennet bahçesinden kovuldular. İsyankarlığımız sonucunda “Yasaklar delinmek içindir.” diye geçiririz içimizden her zaman ve delmeye çalışırız yasaklarımızı. Kimimiz de yasaklara harfiyen uymaya çalışırız. Ama içimizde derinlerden bir ses, kırmızı ışıkta geçmenin, girilmez bölgeye girmenin ve yasaların tersine gitmenin hazzının başka bir yerde olmadığını fısıldar bize. Bu fısıltı yılan gibidir, Koynumuza sokulur bazen ve bizi ikilemde bırakır, kendi kendimize sordurur: “Acaba yapsam mı?” İnsanoğlunun maruz kaldığı ve uygulayıp deldiği yasaklar çeşit çeşittir. Devletin koyduğu yasalar çerçevesindeki kurallar ve yasaklar, Anne-babalarımızın bize küçükken yasakladığı şeyler, Bir de bizim kendimize yasakladıklarımız veya yasaklamaya çalıştıklarımız vardır. Pisikolojik araştırmalar sonucunda yasaklarla ilgili ...

UNUTTUK MU? VAZ MI GEÇTİK?

UNUTTUK MU? VAZ MI GEÇTİK? Nevruz bizim Bayramımız değil mi? Birçok kültürel değerimizi unutup vazgeçtiğimiz, birilerinin isteğiyle birilerine kaptırdığımız gibi M.Ö 8. Yüzyıldan bu yana kutladığımız Nevruz Bayramımızdan da mı vaz geçeceğiz? Türk Milleti beş bin yıldan bu yana, var olduğu, yaşadığı, hükmettiği Çin Seddi’nden, Adriyatik’e Rusya Steplerinden Kuzey Afrika’ya uzanan coğrafyada Nevruz bayramını kutlamış ve kutlamaktadır. Nevruz Bayramı'nın Anadolu'da ve Türk kültürünün yayıldığı bölgelerde de son derece köklü ve zengin bir geçmişi vardır. Nevruz Bayramı; Nevruz-i Sultani, Sultan Nevruz, Sultan Navrız, Navrız, Mart Dokuzu gibi adlarla da anılmaktadır. Oniki Hayvanlı Türk Takviminde ve Melikşah'ın Celali Takvimi'nde yılbaşı olarak belirlenen 21 mart, Divanü Lügati't-Türk'te de ilkbaharın gelişi olarak belirtilmiştir. Türk edebiyatı ve musikisine de Nevruz; Nevruz-ı Asl, Nevruz-ı Arap, Nevruz-ı Bayati, Nevruz-ı Hicaz, ...

İHANET

Bürütüs'ün Sezara ihaneti, ihanet tarihinin miladı olarak sayılır. Ne yaman çelişkidir ki, insanlık tarihinin tek başına kaldıramayacağı ihanet duygusu, insanlık tarihinin kaldıracı oluyor. Dostların yolları acıların depremiyle ayrıldıkça yollar dağları tepeleri aşıyor. İhanetler, iktidar kavgalarının dost hançerleriyle yazılmıyor  ki yalnızca.... Kıvılcımı yakan ve dostları vefa rayından çıkaran, ihanete zemin hazırlayan hainler vardır. Ve ilahi adalet, her ihanet hançeri mutlaka ki tutan ele geri döner...

ŞEHZADE MUSTAFA'NIN BABASINA MEKTUBU (Dizi için kurgulanmıştır.)

Kurgulanmış bir sahne ve mektup olmasına rağmen hakikatin teslimine ve güncelin anlaşılmasına çok güzel bir örnek. ŞEHZADE MUSTAFA'NIN BABASINA MEKTUBU (Dizi için kurgulanmıştır.) "Ey Hünkarım, Ey Canum babam,  Bu satırları okuduğunuza gö re siz kendi kalbinizi söküp attınız, bense bu yalan dünyadan göçüp gittim. Bilin ki elnizi günaha buladınız, Bilin ki masum bir canı aldınız. Oysa birbirimize söz vermiştik ben size isyan etmeyeceğime and içmiştim sizde bana kıymayacağınıza ben sözümü tuttum baba ve zinhar ihanet etmedim oğlum Mehmed'in başı hakkı için kızım Nergisşah'ın başı hakkı için ihanet etmedim etmem fakat siz sözünüzden döndünüz, asla yapmam dediğinizi yaptınız "SİZE BİR BABANIN EVLADINA KIYDIĞI BU ZALİM DÜNYAYI BIRAKIYORUM. ZİRA İKBAL VE İKTİDAR UĞRUNA BABASININ CANINA KASTETMİŞ BİR ZALİM OLARAK YAŞAMAKTANSA, BİR MAZLUM OLARAK ÖLMEYİ YEĞLERİM" Adım sizin gibi tarihin altın sayfalarına yazılmayacak belki hiç kimse zaferlerimden bahsetmeyecek, ciha...

Neden?

Neden? 461 yıl önce Şehzade Mustafa elindeki binlerce Yeniçeri gücünü Babası Süleyman'a karşı kullanmamıştır. 105 yıl önce Ulu Hakan Abdulhamit Han Hareket Ordusunu yerle bir edecek güçteydi ama yapmadı. Peki neden ellerindeki güçleri kullanıp rahata ermediler, neden bu güçler sayesinde iktidar olamadılar? Tek bir cevabı var ikisininde.... Devletin bekasını düşünmeleri ve kardeş kanının dökülmesini istememeleriydi. Tek bir hareketleri ile binlerce kişiye hükmede bilecek güçte olan bu iki ulu zat, Devlet ve millet için sözde değil özde canlarını verebileceklerini ispatlamakla kalmamış canlarını feda etmişlerdir. ....... Dem bu Dem ........

Sosyal Medya Uzmanlığı

Sosyal Medya Uzmanlığı Toplumumuzda bir çok kişi kendini sosyal medya uzmanı, hatta uzmanından da öte ordinaryüs profesörü olarak görmektedir. Azcık facebook kullanmasını bilen iki kelimeyi de yan yana koydu mu al sana sosyal medya uzmanı, fenomen, bilir kişi olu veriyor. Sosyal medya ile ilgili en ufak fikri olmayan patronları ağlarına düşüren bu alameti farikalar sırf cepleri için sömürü faaliyetlerini lafazanlıkla ve ustalıkla yapıyorlar. Sosyal Medya Uzmanlığının ana konusu iletişimdir. Kurumlar için büyük önem  taşıyan ve günümüzde bir meslek kolu haline gelen medya uzmanlığı ayaklar altına düşürülmüş, ağzı laf yapan herkesin uzman olduğu bir konu haline gelmiştir. Vatandaşı ve müşteriyi tanımadan kalıplaşmış çalışma tarzları ile kopyala yapıştır mantığını uygulayan sözde medya uzmanlarımız; bu sektöre emek veren, kendini yetiştirmiş faydalı olan ve sosyal medya platformlarında özel kampanya kurguları geliştiren yöneten ve hizmet ettikleri kurumu tanıtan emekçilerin a...