Ana içeriğe atla

KİMİN KUTLU DOĞUMU?

KİMİN KUTLU DOĞUMU?

Hiç düşündünüz mü nerden çıktı bu kutlu doğum haftası?
Kimlerin fikri ve neden yapıldı?
Neden her yıl aynı haftada kutlanır? Oysa dini günlerimiz Hicri Takvime göre her yıl on gün ilerler.
Buyurun işte ucubelerin yüce dinimize Bidat çalışması. (Bidat: Dine sonradan katılan vecibeler ve mevcut vecibelerin değiştirilmesi. Kısacası dinde değişiklikler.)
Dünyada sadece Türkiye’de kutlanan kutlu doğum haftası 1989 yılında Nur Cemaatinin desteği ile etkinlikler düzenlenerek kutlanmaya başlar. 1994 yılında ise tarih sabitlenir 20-27 Nisan haftası Kutlu Doğum Haftası olur.
Resmi Genelgeler ile belirlenen Peygamber Efendimizin doğum günü 2008 yılında ki bir genelge ile tekrar değiştirilerek 14-20 Nisan haftasına alınır. Gerekçe 23 Nisan Bayramı ile çakışması.
Peki dinimizde değişiklik yapmaya çalışılmasının amacı nedir. İcat edilen Kutlu Doğum Haftası ile eşsiz dinimizi diğer dinlere özelliklede Hristiyanlığa benzetme çabası neden yapılmıştır.

Protestan İslam çabası kime fayda sağlayacak?

İslam’ın ilkeleriyle ve emirleriyle taban tabana zıt bir kültür şeklinde harcama/alışveriş haftası oluşturma çabası, 23 Nisan Egemenlik Bayramının sabote edilerek alternatif olarak Peygamberimizin doğum gününün kutlanması ne kadar İslami ne kadar doğrudur.
Tüm bunlara rağmen Kutlu Doğum Haftasının asıl amacının 27 Nisan tarihinde doğmuş olan bir zatın kutsallaştırma çabası olabilme ihtimali ve buna destekte kusur etmeyen zamanın erkanının “zata hizmetin dine hizmet “ olacağını savunarak hareket etmesi Bidat değilmidir.
Ey! Türk Milleti.
Ucubelerin Dinimiz ve ülkemiz üzerinde oynadığı oyuna dur deme vakti gelmiştir. Halkımız bilinçlenip ucubelerin yerleştirdiği yapıları terk etmelidir.
Yüce Dinimizi değiştirmeye çalışan bu haşhaşilere, zamanında destek olan hükümetimizin de yapılan yanlışlardan bir an önce dönmesi gerekmektedir. Resmiyete giren zatın kutlama törenleri resmen kaldırılmalıdır.
Vtk

Kaynak





2012 yılında Kutlu Doğum Haftası için teklif edilen logo

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şehzade Mustafa - Taşlıcalı Yahya Mersiyesi

MEDED meded bu cihanın yıkıldı bir yanı Ecel celalileri aldı Mustafa Han'ı Dolundu mihr-i cemali bozuldu erkanı Vebale koydular al ile al-i Osman'ı Yalancının o kuru bühtanı, buğz-ı pinhanı Akıtdı yaşımızı yakdı nar-ı hicranı N'olaydı görmeye idi bu macerayı Yazıklar ane ki reva gördü bu re'yi gözüm Nesim-i subh gibi yerde koyma ahımızı Hakaret eylediler nesl-i padişahimizi Bunun gibi işi kim gördü kim işitti aceb Ki oğluna kıya bir server-i Ömer-meşreb ilahi cennet-i firdevs ana durağ olsun Nizam-ı alem olan padişah sağ olsun Taşlıcalı Yahya Medet! Medet! bu cihanın yıkıldı bir yanı Ecel celâlileri aldı Mustafa Han'ı Tolundu mihr-i cemâli, bozuldu erkânı Vebale koydular al ile Al- Osman'ı Bunun gibi işi kim gördü, kim işitti aceb Ki oğluna kıya bir Server-i Ömer-meşreb? Getirdi arkasını yere Zâl-i devr-i zaman Vücuduna sitem-i Rüstem ile erdi zeban Döküldü gözyaşı yıldızları, çoğaldı figaan Dem-i memâtı Kıyamet gününden oldu n...

Kurt ve Çakalın Hikayesi

Kurt bir gün dolaşmaya çıkar yolda Çakala rastlar… Çakal halsiz yorgun yatmaktadır... Kurt çakala sorar ne oldu nedir bu hal... Çakal, Kurt kardeş açlıktan ölüyorum bana yardım et… Kurt bunun üzerine Çakala takıl peşime der... Bir süre gittikten sonra çayırda bir at sürüsüne rastlarlar... Kurt, Çakal’a döner… Çakal gözlerime bak gözlerimden ateş çıkıyor mu der... Çakal bilmiyorum abi deyince, Kurt Çakal’a bir tokat atar gözlerinden ateş fışkırıyor diyeceksin der... Çakal tamam abi gözlerinden ateş fışkırıyor diye cevap verir... Kurt tekrar sorar çakal tüylerim diken diken oldu mu der... Çakal bilmiyorum abi deyince tekrar tokat’ı yer ve tüylerin diken diken oldu diyeceksin der Kurt... Çakal tamam abi tüylerin diken diken oldu der... Nihayetinde Kurt At sürüsüne dalar ve oradan bir tay kapar çakala bırakır ardında çeker gider... Karnı doyan Çakal havalı havalı dolaşmaya çıkar yolda karşısına tilki çıkar... Tilkide aç susuz yatmaktadır... Çakal sorar tilki kardeş ne oldu....

Namık Kemal Zindanı

Payas Kelesi Osmanlı İmparatorluğunun son yüz yılında ve Cumhuriyetimizin ilk zamanlarında hapishane olarak da kullanılmıştır. Payas Kalesinin konumu ve dayanıklı yapısı ile bu görevi üstlendiğini düşünmekteyiz. Kalenin en ünlü misafiri kuşkusuz ki vatan şairi Namık Kemal'dir. 1873 yılında "Vatan Yahut Silistre" eserini sahneledikten sonra çıkan karar ile Kıbrıs Magosa'ya sürgün edilmiştir. Magosa sürgünü yolunda zamanın da buharlı gemilerin uğradığı ve önemli bir ticaret limanı olan Payas'a getirilmiş ve Payas Kalesi içerisinde bir hafta kadar tutularak Kıbrıs gemisinin gelmesi beklenmiştir. Namık Kemal'in kaldığı zindan; etrafı kalın duvarlar ile tamamen kapalı olan tek hayat kaynağı tavan kubbesindeki havalandırma deliği bulunan kalenin girişten sağ tarafında ki burcu idi. Fotoğrafta zindanın daha sonraları alt tarafında açılan giriş kapısı görünmektedir. vtk.